GenelNevşehirÜrgüp

İİBF’nin SESİ Covid-19’un Dünya Ekonomisine Etkileri

Son yıllarda geniş bölgeleri ve çoğu zaman da dünyayı etkileyen salgınların sayısı hızla artmaktadır. Bunun sebepleri arasında küreselleşme ile paralel olarak artan küresel insan hareketliliği, çevresel değişimler (iklim değişikliği gibi) ve artan dünya nüfusu gibi kısa vadede önlenmesi mümkün olmayan trendler gösteriliyor. Buna paralel olarak içinde bulunduğumuz yüzyılda giderek artan şekilde, sağlık, güvenlik ve kalkınma gibi küresel çaplı sorunların birbiriyle bağlantılı olarak ele alınması gerekliliği ortaya çıkıyor.

Bu noktada, uluslararası sağlık politikalarının koordinasyonunda, sağlık sorunları ve salgınlar gibi konularla ilgili güncel, açık ve şeffaf verilerin paylaşılmasında ve küresel toplumun sağlığının korunmasında Dünya Sağlık Örgütünün merkezi rolü daha da belirginleşiyor. Ancak Dünya Sağlık Örgütü dışında ve ötesinde farklı küresel ve bölgesel iş birliklerine de fazlasıyla ihtiyaç duyuluyor. Özellikle Birleşmiş Milletler kalkınma hedefleri, iklim değişikliğine karşı imzalanan Paris Anlaşması, bütünleşik afet yönetimine yönelik Sendai Çerçeve Eylem Planı (Sendai Afet Risk Azaltma Çerçevesi 2015-2030) gibi iş birliklerinin önemi giderek artıyor. Bölgemizde ve dünyada yaşanan savaşlar ve güvenlik sorunları çevre, ekonomi ve insan toplulukları üzerinde ciddi baskı oluşturuyor. Bu durum küresel sağlık sorunlarının, salgınların ve diğer hastalıkların etkilerini ve maliyetini daha da artırıyor (1).

Covid-19’un küresel ekonomiye olan etkilerinin azaltılması için yalnızca sağlık ve çevre ile ilgili uluslararası kuruluşlar değil, aynı zamanda iktisadi kuruluşlar da çalışmalarını sürdürüyor. Dünya Ekonomik Forumu (World Economic Forum), krizin etkilerini azaltmada kamu sektörü kadar özel sektörün katkılarının da çok önemli olduğunu vurguluyor (2). OECD’nin yaptığı tahminlere göre Covid-19 salgını küresel iktisadi büyümeyi ciddi seviyede azaltma potansiyeline sahiptir. Bu durum, 2019 yılında halihazırda yavaş olan küresel iktisadi büyümenin daha da zayıflayacağının bir göstergesidir (3). Buradan hareketle, otoritelerin salgının insan sağlığı üzerindeki etkilerinin en aza indirilmesinin sağlanmasını takiben küresel ekonomi ve ticaret üzerindeki olumsuz etkilerinin azaltılmasına yoğunlaşılacağı tahmin ediliyor.

Küresel salgınla mücadele çerçevesinde alınan önlemler, iktisadi faaliyeti arz ve talep tarafında etkiliyor. Şehirlerde yaşayan insanların topluca karantinaya alınması veya izole edilmesi, ticari işletmelerin, imalathanelerin ve hatta birçok fabrikanın kapanmasına yol açabilir. Bilhassa perakendecilerin uyguladığı, artan talepten faydalanma maksatlı olduğu anlaşılan ani ve fahiş zamlar ile olası karaborsacılık faaliyetleri tüketiciler tarafında ciddi ve uzun vadeli güven kaybına ve beklentilerde bozulmaya sebep olabilir. Seyahat kısıtlamaları, hizmet sektöründe ciddi daralmaya yol açma potansiyeline sahipken iş ve turizm amaçlı seyahatlere olan talebin azalması söz konusudur. Toplu etkinliklerin ve alanların kapatılması, arz zincirinin sekteye uğramasına, eğlence ve eğitim hizmetlerine olan talebin azalmasına yol açabilir (4).

Tüm olumsuz etkilerin 2020 yılı boyunca sürmesi ve 2021 yılında kademeli olarak azalması bekleniyor. Bu süreç boyunca toplum sağlığının korunması ve salgının olumsuz etkilerinin bertaraf edilmesinde küresel iş birliği çabalarının önemi öne çıkıyor.

Koronavirüsün Etkileri: Uluslararası İş Birliği mi, İzolasyon mu?

Son yaşanan Covid-19 salgını, daha önce hiç karşılaşmadığımız şekilde hızlı yayıldı ve salgın birçok ülkeyi hazırlıksız yakaladı. Bu nedenle hükumetler daha önce benzeri görülmemiş tedbirler almaya başladılar. Uluslararası toplantılar ve konferanslar ertelendi veya iptal edildi, virüsün hızla yayıldığı ülkelere seyahat yasağı getirildi, toplu eğlence ve spor aktiviteleri askıya alındı, birçok şehirde insanlar zorunlu veya gönüllü olarak kendilerini toplumdan izole ettiler. Küresel çapta virüse karşı hükümetler ve uluslararası kuruluşlar yoğun bir iş birliği içine girdiler.

Bu iş birliklerinin yaygınlaşması ile küresel kriz ve risklere karşı tüm dünya hükümetlerinin ortak çabası ile “erken uyarı sistemlerinin” geliştirilmesi mümkün gibi görünüyor. Bu sayede Covid-19 gibi salgın tehditlerine karşı önceden şartları belirlenmiş seyahat kısıtlamaları ve diğer önlemler hızlı ve etkili şekilde uygulanarak bu tehditlerin yaygın etkisinin en aza indirilebilmesi söz konusu. Bu tedbirlerin benzerleri küresel finansal krizler, çevresel felaketler ve diğer insani krizler için de uygulanabilir (5).

Diğer taraftan, bu salgının birçok ülke ve topluluk üzerinde uluslararası toplumdan soyutlanma, aşırı milliyetçilik, küreselleşmenin hızının kesilmesi gibi etkilerinin de olabileceği tartışılıyor. Covid-19 gibi beklenmedik felaketler, küresel ticaret hacminde sert düşüşe, insan hareketliliğinin askıya alınması, sermaye akımlarının azalması gibi sonuçlara yol açabilir. Bu durumda son yıllarda ciddi artış gösteren küresel turizm ve seyahat faaliyetlerinin artış ivmesinin ortadan kalkması da söz konusu olabilir (6). Turizmden 2023 yılında 65 milyar dolar gelir elde etmeyi hedefleyen Türkiye ekonomisinin bu durumdan etkilenmesi kaçınılmaz gibi görünüyor. Tüm bu tahminlerden daha ileri giderek, küresel kapitalist üretim sisteminin sonunun yaklaştığı kehanetinde bulunanlar da mevcut.

Son yüzyılda hızı ve etkisi iyiden iyiye artan küreselleşmeye bağlı olarak dünya üzerindeki toplumlar ve ekonomiler arasında artan karşılıklı bağımlılıklar ve etkileşimler, birçok durumda gizli felaket risklerini de bünyesinde barındırıyor. Özellikle 2008-2010 yılları arasında etkili olan küresel iktisadi bunalımın etkilerinin tüm dünyada hissedilmesi ve krizden sonraki toparlanma sürecinin çok uzun sürmesi hızı ve şiddeti sürekli artan küresel bağımlılığın bir sonucu olarak görülebilir. Bu durumlarda Amerika Birleşik Devletleri, Çin gibi küresel ekonominin, finansın ve üretimin merkezi olan ülkelerde yaşanan riskler hızlı ve etkili şekilde tüm dünyayı etkisi altına alıyor (7).

Küresel salgınlar, savaşlar, iktisadi bunalımlar, çevresel felaketler ve kitlesel göç hareketleri tüm toplumları, devletleri ve kurumları etkiliyor. Soğuk Savaş yıllarında Amerika Birleşik Devletleri ve Sovyetler Birliği, günümüzde ise Çin gibi büyük çevresel ve insani krizlerin merkezleri olan ülkeler, küresel çevre krizlerinin ve iklim değişikliğinin etkilerini kabul etmekte ve buna karşı önlem almakta çekingen davranırken, bu olumsuzluklardan daha büyük ve daha etkili (ve muhtemelen bu olumsuzluklarla bağlantılı) sağlık sorunları karşısında da benzer tutumlarını sürdürüyorlar. Bireysel düzeyde alınan tedbirlerle küresel çevre sorunlarına çözüm getirmek mümkün olmamakla birlikte, bireysel seviyedeki basit sağlık önlemleri ile küresel salgının etkilerini azaltmak bireylerin inisiyatifinde ve elinde gibi görünüyor.

(1) https://www.ipinst.org/wp-content/uploads/2017/10/Global-Pandemics-and-Global-Public-Health1.pdf

(2) https://intelligence.weforum.org/topics/a1G0X000006O6EHUA0?tab=publications

(3) https://www.oecd-ilibrary.org/docserver/7969896b-en.pdf?expires=1584470919&id=id&accname=guest&checksum=29815D360BA547C5365693F671460208

(4) https://www.oecd.org/economic-outlook/

(5) https://www.brookings.edu/opinions/what-covid-19-means-for-international-cooperation/

(6) https://intelligence.weforum.org/topics/a1G0X000006O6EHUA0?tab=publications

(7) https://www.brookings.edu/blog/future-development/2020/03/05/the-coronavirus-will-reveal-hidden-vulnerabilities-in-complex-global-supply-chains/

Nevşehir Ana Haber
''Hayallerimizin Şehri İçin''

    You may also like

    Leave a reply

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    More in:Genel